15 01 2010

MİSKET TEORİSİ

 Yeni bir yaşın,ilerleyen günlerin böylesine bir yazıya aktarılması cesaret isterdi arkadaşım.Çünkü her insan yaşı ilerledikçe böyle duygulara kapılıyor ancak hayata karşı gardını alıyor ve insanlara ''orta yaş en güzel yaş'',''ben yaşımdan memnunum'',''böyle gelmiş böyle gider'',hayat bu işte napalım'' gibi savuşturucu cümleler kuruyor. 

Sen ise bizlere farklı duygular yaşattın bu yazıyla...bir acıdan yüzleşmemizi sağladın hayatla,yaşam kavgasıyla.Gerçi ben babamı ve kardeşimi kaybettikten sonra bu yazıdaki gibi olan insanları bir kamera ile seyreder gibi baktım hep...ve şöyle dedim zavallılar.Bilmezler mi ki doğdukları gibi hiç bir şeysiz ve yalnız gidecekler.

Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmalı ama her an bu dünyadan göçecekmiş gibi de saniyelerimizi değerlendirmeliyiz bu hayatta.Kazandığımız adam gibi yemesini,iyilik yapmayı,dostlarımızla paylaşmayı bilmeliyiz.Ertesi gün birbirimizi göremeyecekmiş gibi sarılmalıyız sevdiklerimize yoksa çok geç olabilir.Çok geç....

Doğum gününü bir daha kutlamaya nail olabilirsem, bakalım o gün neler yazacaksın bizlere; saygılar sevgiler üniversite günlerimin şeker ve daim olacak arkadaşı.

İşte sevgili arkadaşımın yazısı buyrun.......

MİSKET TEORİSİ
Genç adam yoğun iş temposundan iyice bunalmıştı. Vakit aksama yaklaşıyordu, ama mesai kavramına çok yabancı olduğu için evine ne zaman gideceği belli değildi. Başını iki elinin arasına aldı, gözlerini sıkıca kapadı. Çok para kazanıyordu. Yöneticiydi, birçok insanin imrenerek baktığı bir konumdaydı. Ama yasadığı hayati hayat olarak görmüyordu. "Bu ne biçim hayat böyle!" diye söylendi kendi kendine. Hafta sonlarında dahi evine gidemiyordu. Toplantılar, is seyahatleri, yazışmalar ve koşuşturmayla geçen bir hayat. Pek çok yakın dostunun adini dahi unutmuştu.

Bu karamsarlık içinde kıvranırken, birden çekmecesindeki küçük radyosu aklına geldi. Radyoyu açtı. Yayınlanan müzik parçası ile biraz rahatladığını hissetti. Müziğin ardından yaşlı bir adamın konuşmasıyla gayri ihtiyari radyoyu kapatmak istedi. Ama birden durdu. İlginç bir teoriden bahsedeceğini söylüyordu yaslı adam. "Bin Misket Teorisi"ni anlatacaktı. Merakla dinlemeye başladı.

"Bir gün oturdum ve biraz aritmetik yaptım. Ortalama bir kişinin yetmiş beş yaşına kadar yaşadığını varsaydım. Biliyorum, bazıları daha çok, bazıları da daha az yasar. Ama biz yetmiş beş sene yaşadığını düşünelim. Bir yılda 52 hafta olduğu için, 75'i 52 ile çarptım ve ortalama ömre sahip bir insanin tüm hayatında yasayacağı Cumartesi sabahı sayısı olarak 3900 rakamına ulaştım.
Simdi beni iyi dinleyin. En önemli kısmına geliyorum. Bütün bunları ayrıntılı olarak düşünmeye elli beş yaşında başlamıştım. Yaptığım hesaba göre bu yasa kadar 2180'in üzerinde Cumartesi yaşamıştım. Ve eğer yetmiş beş yaşına kadar yasarsam, yaşayacağım Cumartesi sayısı sadece bin adet olacaktı. Bir oyuncak dükkânına gittim ve elindeki tüm misketleri aldım. 1000 adet misketi bir araya getirmek için üç tane daha oyuncakçı dükkânını ziyaret ettim. Bunları eve getirdim ve atölyemdeki radyomun yanında duran büyük, şeffaf bir kavanozun içine hepsini doldurdum. O günden sonra, her Cumartesi kavanozdan bir tane aldım. Misketlerin azaldığını gördükçe, hayatımdaki önemli şeyleri daha fazla düşünmeye başlamıştım. Anladım ki, dünyadaki zamanımın akıp gittiğini seyretmek kadar önceliklerimi düzene koymama hiçbir şey yardım edemez."

Yaşlı adamın anlattıkları öylesine etkiliydi ki, genç işadamı adeta dünyadan kopmuş, radyoya kilitlenmişti. Yaşlı adam su cümlelerle konuşmasını tamamladı:

"Programı kapatmadan önce simdi size son bir şey daha anlatacağım. Bu sabah kavanozun içindeki son misketi de aldım. Eğer önümüzdeki Cumartesiye kadar yasarsam, bana biraz daha zaman verilmiş olacak. Unutmayın, hepinizin kullanabileceği en önemli şey, biraz daha fazla zamandır."

Misketlerimizin azaldığını daha net görebildiğimiz için sevinçten çok hüzün veriyor artık doğum günleri. Ne kadar misketimiz kaldı bilinmez ama benim yarıyı geçtiğim kesin. Bizi meşgul eden o kadar oyun var ki, önemli ya da önemsiz… Ama biz bunların arasında kaybolup gittiğimizi fark demiyoruz bile... Fark ettiğimiz anda da "şu işimi de bitireyim ondan sonra..." diye erteliyoruz.

Doğum günümü kutlayan, iyi dileklerini ileten tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Hepiniz sevgiyle kalın, kalan misketlerinizin kıymetini bilin…

İlhan

4
0
0
Yorum Yaz